Category : Haberler

Vogue sıfır bedene savaş açtı!

Ünlü moda dergisi Vogue, çok genç yaşta ve aşırı derecede zayıf modeller ile artık çalışmayacağını açıkladı.

Dergiyi çıkaran Conde Nast International şirketi tarafından yapılan açıklamada, Vogue’un dünyanın farklı ülkelerindeki 19 editörünün bundan sonra derginin sayfalarında sadece sağlıklı mankenlerin fotoğraflarına yer vermek konusunda anlaşmaya vardığı belirtildi.

Dergi, 16 yaşından küçük ya da yeme bozukluğu olan modelleri kullanmayacak ve moda çekimlerine katılan modellerin kimlik kartlarından doğum tarihleri kontrol edilecek.

Mankenlerin birçok kadın için rol modeli olduğuna işaret eden Conde Nast International Başkanı Jonathan Newhouse, Vogue’un sağlığın güzellik olduğuna inandığını söyledi.

14 yaşında keşfedilerek manken olan ve mankenlerin çalışma koşullarını düzeltmeyi amaçlayan “Model Alliance”ı kuran Sara Ziff ise, kararın moda dünyasında son derece önemli olduğunu söyledi.

Vogue’un 16 yaşından küçük modellerle çalışmama kararını sektörde büyük bir devrim olarak niteleyen Ziff, diğer moda dergileri ve modaevlerine de benzeri kararlar almaları çağrısında bulundu.

Uygulama Vogue’un ABD, Fransa, Çin ve İngiltere baskılarında Haziran, Japonya baskısında ise Temmuz ayından itibaren başlayacak.

Glamour ve Allure gibi diğer moda dergilerini de çıkaran Conde Nast, uygulamanın şimdilik sadece Vogue’da yapılacağını kaydetti.

Kaynak : AA

 

Safran’ın yuvası Safranbolu’dur

Geçen yıl Safranbolu’ya gittim. Safranbolu’da bir şeylerin değişip değişmediğini görmek istedim. Çünkü en son orada bulunduğumda yaklaşık 6 yıl önce Safranbolu’da güçlükle safran bulunuyordu.

Günümüzde onlar safrandan lokum, sabun, reçel ve kolonya yapımında belli bir çizgiye sahipler.

Sonunda kış bitmek üzere fakat Türkiye için tipiktir ki birkaç gün güneşli havanın ardından size bir sürpriz yapabilir ve her şeyi bir gecede değiştirir. Bu makaleyi yazarken donuyorum. Birkaç gün önce Taksim civarında dolaştım ve açıkçası yandım. Bu sabah uyandığımda her yerde kar gördüm.

Benim bahçemde çiçekler karışıktır. Bütün ağaçlar çiçekleniyor, bütün laleler filizleniyor. Nergislerim topraktan çıkmaya başladı ve etrafa baktığımda gördüm ki safran soğanlarım filizlenmeye başlamıştı bile. Onların yaprakları kendilerini karanlık ve soğuk topraktan korudu. Sonuç olarak nefes almayı ve çiçek soğanı büyüyebilmeyi başardı.

Geçen yıl Safranbolu’ya gittim. Safranbolu’da bir şeylerin değişip değişmediğini görmek istedim. Çünkü en son orada bulunduğumda yaklaşık 6 yıl önce Safranbolu’da güçlükle safran bulunuyordu. Bir yer için isminin safran olması oldukça garip. Son birkaç yıldır orada yoğun bir farkındalık yaşanıyor. Aniden Safranbolu farkına vardı ki onlar küçük, şirin Osmanlı kasabasından daha fazlasını sunmak zorundalar. İmren gibi dükkanlar çoktan farkına vardılar ki safranlı lokum yaparak Safranbolu’ya daha fazla içerik katabilirlerdi.

Günümüzde onlar safrandan lokum, sabun, reçel ve kolonya yapımında belli bir çizgiye sahipler. Fakat küçük dükkânlarda kuru safran satmaktan fazlasını yaparlar. Eski arkadaşım Mehmet Safranbolu’da küçük bir dükkana sahiptir. Birbirimizi tekrar gördüğümüzde en son onu gördüğümdeki gibi sohbetimizi sürdürdük. Bana ‘iş değişti’ dedi. ‘Bir ya da iki yıl önce safran soğanı satmaya başladım ve birçok insan kendi bahçeleri için ona sahip olmak istiyor.’ Aynı anda bana çay sundu tabii ki safranlı ve biraz bal çayı güzel yapıyor. O bana yıllar önce safranı Safranbolu ve çevresinde bulabileceğimi söyledi ve devam etti; ‘Sonra aniden insanlar safran yetiştirmekten vazgeçti, zorluğu çok fazlaydı.

 

Fakat son yıllarda onlar safranı yeniden keşfettiler. Eğer istersen bu yerlerden birkaçını sana önerebilirim?’ Ben kimim ki böyle güzel bir teklifi reddedeyim? Eğer safran görmek istiyorsanız sabah erken ayrılmak zorundasınız çünkü çiçekler o vakit açar.

SAFRAN KOZMETİK

Çayım ve birkaç safran soğanı alışverişim bittikten sonra diğer arkadaşım aklıma geldi. Cem’i görmek istedim. Cem aile şirketlerinde çalışıyor ve lokum, reçel, kolonya ve benzeri birçok şeyi üretiyorlar. Onun dükkânına girdiğimde sanki onun yerinden hiç ayrılmamışım gibiydi. Her şey tamamen Safranbolu’yu en son ziyaret ettiğimle aynıydı.

Dükkânda Cem’i bulduğum için şanslıydım çünkü o bana bu günlerde otelle ve safran kozmetiğinde uzmanlaşan dükkânla çok meşgul olduğunu söylemişti. Fabrikaya daveti üzerine gittik. Fabrikada yaklaşık 20 kişi çalışıyor ve onların hepsi birlikte ünlü Safranbolu lokumu ve daha birçok şeyi yapıyorlar. Ben vardığımda onlar gizli şeker karışımıyla safran suyu döküyorlardı. Onlar onu karışımın içine döktüklerinde güzel ve yumuşak sarı bir renk aldı.

Karışımı tekrar ısıttıktan sonra safranlı lokum büyük bir tepsiye döküldü ve soğumaya bırakıldı. Karışım yeterince soğuduğunda fabrikada çalışanlar tepsileri aldılar ve onları baş aşağı çevirdiler. Diğer çalışan lokumları kesiyordu ve sonra rendelenmiş hindistan cevizine batırılmış lokum hazırdı. Böyle bir fabrikada bulunmak ne hoştu ki, işçiler lokum hazırlarken ve kutulara koyarken ben istediğim kadar yiyebilirdim.

ÇİÇEKLERİ TOPLAMA

Ertesi gün erken kalkmak zorundaydım. Safran çiçekleri çok hassastırlar ve onlar çiçek açtığı an toplandıklarında en iyi tadı verirler. Bunlar güneş yükselirken olur. Bundan dolayı sabah 6:30 civarı orada olmak zorundaydım. Ben oraya vardığımda kadın çoktan tarlada çalışıyordu. Elinde küçük bir sepetle çiçeklerin yeteri kadar büyüdüklerini kontrol etmek için bir çiçekten diğerine yürüyordu. Çiçeklerin hepsinin aynı anda açmaması problemdi, bundan dolayı çiçek tarhı sıralarının çevresinde yürüyordu.

Fakat o deneyimli gözleriyle toplanabilecek çiçekleri bir mesafeden gördü. Safran çiçeklerini toplama işi 10:00 civarı bitti. Beni evine davet etti. Gölgede oturdu ve tek tek stamenleri çiçeklerinden ayırmaya başladı. Bütün stamenleri çıkarmak onun saatlerini aldı ve bittiğinde bir sinide küçük bir kase kadar safrana sahip oldu. Bu taze stamenler hemen kurumak zorundadır ve böylelikle renk ve aromalarını kaybetmezler. Onun işi bittiğinde çevresinde ve her yerde safran çiçekleri seriliydi. Güçlü sonbahar güneşinde taze rengini kaybediyor ve eriyorlardı.

Benim için çiftçi şefi olmak bana birkaç büyüleyici ve değerli gün geçirtti. Her gün safranla uğraşan meslektaşlarım oldu ama hiçbiri benim gibi safranın nerede ve nasıl üretildiğini görme şansına sahip olmadılar. Ben bunu Safranbolu’da gördüm. Eğer sizinde isteğiniz benzeşiyorsa gelecek sonbaharda Safranbolu’ya gidip kendiniz görmenizi tavsiye ederim.

wilco van HERPEN