Blog

HomeHome»Uzman Görüşü»Görmek

Görmek

Görmek;

Ne doğal bir eylem… “Bakıyorum ve görüyorum.”

Tüm doğayı, insanları görmek; en ince detayları, görmek, görmek…

Çoğu zaman farkında dahi olmadan görmek.

O iki mercek seyreyler, bazen de kaydeder belliğimize, neler neler…

Bir kelebeğin kanadındaki desenler, renkler, puantiyeler, yaprağın yeşilinde damlayı verecek çiğ tanesi, kaydeder; kaydeder tüm güzellikleri…

Bazen “Bak.” dendiğinde, bakıp da gördüğümüz nice unutulmaz güzellikler nakşolmuştur yüreğimize…
Daha nice görmediğimiz, bir görsem diye çırpındığımız neler neler…

O iki mercekle açılırız tüm güzelliklere rengarenk…

Gözlerimiz…
Dış dünya ile iletişimimizi kuran en değerli organımız.

Duysak da, koklasak da, tatsak da, dokunsak da görmek isteriz illa ki. Ancak; Bu derece değerli organımıza gereken ilgiyi gösteriyor muyuz?

Hayır!…

Gözlerinizi siyah bir bantla sıkıca kapatın. Hiç ışık sızmasın. Nasıl da koyu bir karanlık sarar çevrenizi ?

En yakınınızda, en bildiğiniz nesne dahi uzaklaşıp yabancılaşıverir birden. Sadece ürkütücü, simsiyah bir boşluğun içinde hareket edersiniz, tüm çevreniz doluyken.

Oysa baktık mı görüyorduk ya her şeyi, her yeri. İşte o yeti kaybedildiğinde anlıyor kişi aydınlığın kıymetini…

Evet gözlerimiz,

Doğru gözlük seçimi önemlidir.

Doğru gözlük seçimi önemlidir.

Çoğu zaman hijyenine dahi dikkat etmediğimiz gözlerimiz… Sağlıksız kozmetiklerle hırpalayıp kızarttığımız…
Ucuz, sadece dekoratif ve aksesuar niteliğinde olan gözlüklerle, körlüğe kadar ucu açık tehlikelere attığımız gözlerimiz…

Halbuki; Tüm organlarımızı sağlıklı kullanabilmemiz için, önce çok iyi gören gözlere ihtiyacımız var değil mi?

Güneşin uzun aylar terketmediği güzel ülkemizde, güneş tüm gücü ile parlıyor. Peki bizler gerektiği kadar gözlerimizi tehlikeli güneş ışınlarından koruyor muyuz?

Kullandığımız herhangi bir nesnenin kalitesi kadar, gözlük camımızın kalitesini de araştırıyor muyuz?

“Bir tane kaliteli camlı gözlük alana kadar 10 tane dekoratif gözlük alır, kıyafetlerimle kombin edip kullanırım” mantığını artık ne yazık ki bilinçli kişilerde dahi görmek mümkün.

Gözlüğü, sağlıktan çok aksesuar olarak görmeye başladığımızdan, göz sağlığı ile ilgili sorunlarımız çığ gibi büyüdü. Özellikle çocuklarda kullanılan dekoratif, aksesuar gözlükler, içimi acıtıyor inanın.

Göz sağlığı için büyük tehlike arz eden yanlışlardan sakınalım. Elbette ki yüzümüze yakışan, kıyafetimizle uyumlu gözlük kullanalım, ancak; önce göz sağlığımıza uygun, Güneş’in zararlı ışınlarını iyi filtre eden camlı gözlükler olmalıdır tercihimiz.

Kaliteli cam, gözü rahatlatır, gözümüzü kısmadan görmemizi sağlar. Gözlerimizi kısmadan bakabildiğimiz için, göz etrafında zaten gün içinde kasılan ve bize kaz ayağı olarak dönen çizgilerin daha da çoğalıp belirginleşmesine izin vermemiş oluruz.

Dekoratif, aksesuar amaçlı gözlüklerin camları güneşin zararlı ışınlarını filtre etmez; sadece koyu rengi ile etrafı daha karanlık görmemizi sağlayarak görme kalitemizi düşürür. Camlar koyu olduğunda göz karanlığı gece olarak algılar ve daha iyi görebilmek için karanlıkta göz bebeği büyür. Halbuki, sadece karanlıktır. Güneş’in tüm zararlı ışınları kırılmadan camdan geçer, gözümüze ulaşır.

“Gece karanlıkta büyümesi gereken” göz bebekleri büyür, bu da direkt Güneş ışığına maruz kalan gözde kalıcı harabiyete sebep olur.

Özellikle mercek konusunda hassasiseyet gösterenlere, kesinlikle polarize camlı güneş gözlüklerini tavsiye ederken, özelliklerinin arasında fotokromik olmasını da öneriyorum. Bu iki özellik, zararlı UVA ve UVB ışınlarını bloke ederken, değişen ışık koşullarına adaptasyon da oldukça kolaylaştırıyor. Aynı zamanda Polar PHD merceklerin de kullanımı gün geçtikçe Avrupa ve Amerika da artıyor; incelemeleriniz sırasında bu yeni mercekleri de göz önünde bulundurabilirsiniz.

Gözlerimizin kıymetini bilelim. Kalitesiz camlı gözlüklerle gözlerimizi harap etmeyelim.

“Göz görür, gönül hoşlanır.”

Gönlümüzün dışa açılan kapılarının değerini bilerek gözlük seçimimizde daha dikkatli ve hassas olalım.

Sağlıklı, mutlu günler.

Yıldız ÖZTÜRK

Güzellik Uzmanı

Leave a Comment

*