Blog

HomeHome»Haberler»Paraben gerçekten zararlı mı ?

Paraben gerçekten zararlı mı ?

Bir çok kozmetik ürününde bulunan paraben ile ilgili son zamanlarda ciddi soru işaretleri ve eleştiriler söz konusu. Peki parabenler gerçekten zararlı mı ? Parabensiz ürünlere mi yönelmelisiniz ?

Son dönemde “Parabensiz” ya da “Paraben içermez” etiketli ürünlerin çoğaldığını görüyoruz. Peki paraben gerçekten nedir ? 

Parabenler koruyucu amaçlı kullanılan en yaygın bileşendir; kullandığınız krem, makyaj ürünleri vb kişisel bakım ürünlerinde nem sonucu oluşabilecel mantar, bakteri ve mikrop oluşumunu engellemek amacı ile kullanılmaktadır. Metil paraben, Etil paraben, Butil Paraben ve Isobutil paraben olmak üzere muhtelif çeşitleri vardır. 

Gündelik yaşamımızda kullandığımız şampuandan maskaraya, vücut losyonundan deodoranta varıncaya dek bir çok üründe bulunan parabenler ile ilgili son dönemde bilim insanları, ürün güvenlik uzmanları ve kozmetik firmaları arasında parabenin zararlı olup olmadığı konusunda ciddi bir çekişme başladı. 

Gündeme gelen konulardan bazıları:

Artan göğüs kanseri vakalarında, mimik östrojen üzerinde zayıf etkisi bulunan parabenin, meme kanseri tümörlerinde görüldüğü ve diğer vücut dokularından izole edilebildiği saptandı. Bunun yanısıra, düşen sperm sayısı ve erkeklerde artış gösteren testis ve meme kanserinde de parabenlerin cilt tarafından emilerek endokrin sistemini bozmasının mı yattığı hala sorgulanıyor.

Woman applying deodorant

Parabenli deodorant kullanımı tüm dünyada azalıyor

Bunun yanıtı hala net olarak bilinmiyor. Ancak bazı araştırmacılara göre şüphe duyulmasını gerektirecek nedenler mevcut.  Bu konuyu en çok dile getirenlerden birisi de Reading (İngiltere) Üniversitesi Onkoloji Hocası ve Biyomoleküler Bilim araştırmacısı Philippa Darbre. Darbre, östrojenin meme kanseri üzerindeki etkileri üzerine uzmanlaşmış durumda. 2004 yılında, Darbre’nin ekibinin yayımladığı pivot çalışmaya göre, yapılan 20 meme tümörü biyopsisinin 18’inde parabene rastlandı. Çalışmalar her ne kadar parabenin kansere sebep olduğunu ispat etmese de, kanserli hücrelerde çok kolay tespit edildiğini göstermesi açısından dikkat çekici. Darbre’nin çalışması, muhtelif çevreler tarafından normal dokudaki paraben seviyesi ile karşılaştırılmadığı için eleştirilmekle beraber, sonuçların daha detaylı araştırmalara gerek duyduğu aşikar.

 “25 yıldan uzun bir zamandır östrojene maruz kalma kanser oluşumu ve ilerlemesi ile ilişkilendiriliyor; bu sebepledir ki, östrojen reseptörlerini bozmak için tamoksifen (meme kanseri bayanlara verilen bir ilaç) kullanılıyor” diyen Darbre, “Yani zayıf mimik östrojen bir etkiye sahip kimyasallara kümülatif, uzun süreli maruz kalma endişe edilecek derecede bir sıçrama değildir.” diye de ekliyor.

Darbre, göğüse yakın bölgelere ve mol altına uygulanan losyon ve deodorantlarla ilvili olarak da kısmi endişeler duyuyor. Kendisi 10 yıldır bu tarz ürünler kullanmamakla beraber, su ve doğal sabunla bu ihtiyacını gideriyor. Araştırmalara göre meme kanseri tümörlerinin %55 oranında mol altına yakın olan, göğüsün sol üst kısmında gerçekleştiğini de belirtiyor. 

Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü bu iddiayı kısmen reddederken, daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu ve an itibari ile elde, bu ürünlerdeki parabenin meme kanseri ile ilişkilendirilmesi için yeterli kanıt olmadığını belirtiyor.

Paraben : Risk değerlendirmesi

Yakın zamanda Danimarka’da yapılan bir araştırma, endişelerin su yüzüne çıkmasına sebep oldu. Gönüllü erkek denekler üzerinde yapılan araştırmada, paraben içeren losyon kullanımından sadece bir kaç saat sonra kan ve idrar numunelerinde parabenlerin bulunduğu görüldü. Bunun neticesinde, vücut tarafından kolaylıkla emilebilen, metabolize edilebilen ve vücuttan atılan kimyasalların, Sağlığa zararlı yan etkiler için de potansiyel etkide bulunabileceği belirtiliyor.

Tüm bunlara rağmen, Kanada Sağlık İdaresi ve Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi de, şu anki izinlere paralel kullanım miktarlarının güvenli olduğunu belirtiyor. 1984 ve 2005 yılında yapılan araştırmalarda ise, kişisel bakım ürünlerinde, müsade edilen oranlarda paraben kullanılabileceği (metil ve etil paraben); diğer parabenlerin ise halen araştırıldığının altı çiziliyor.

ürün kontrol

Paraben içeren ürünlere ilgi azalıyor

Yetkili merciler bu açıklamaları yaparken, kendisi de bir kozmetik kullanıcısı olan National Children’s Science Magazine editörü Jude Isabella, eldeki bilgiler ışığında daha fazla parabene maruz kalmak istemediğini ve ailesinde genetik olarak devam eden kanser geçmişine istinaden, alışverişlerinde üzerinde “Paraben içermemektedir” yazılı ürünleri tercih ettiğini beliritiyor. Organik ürünleri de daha pahalı olmasına rağmen tercih eden Jude Isabella ” hala araştırılırken neden kendimi riske edeyim ? Paranoyak değilim ama tedbirli olmanın da zararı olmaz” diyor.

 

 

Kanada Kozmetik ve Koku Kuruluşu başkanı Darren Praznik, kurumlarının müşteri şikayetlerine hassasiyetle yaklaştığını belirtmekle beraber, ürünlerde kullanılan bileşenlerin Kanada Sağlık idaresince regüle ve kontrol edildiğinin altını da çiziyor. Praznik, regülasyon sürecinin bilimsel ve müşteriyi koruyan bir süreç olmasından duydukları memnuniyeti de belirtiyor.

Diğer yandan, bazı üreticiler, parabenin yerine kullanılabilecek bileşenleri uzun vadede kullanmak üzere çalışmalar da yapmaktalar. Vitamin takviyeleri, cilt kremleri de üreten Kanadalı Jamieson firması, her ne kadar parabenin hayati tehlike ihtiva ettiği resmi olarak kanıtlanmış olmasa da; paraben içermeyen 5 ürünün piyasaya sürdüklerini ve müşterilerinin beklentisi doğrultusunda tüm ürünlerini parabensiz yapmak için çalıştıklarını açıkladı. Jamieson firması Bilim ve Teknik İşler Başkan Yardımcısı Gary Leong, üzerlerinde bir tarih baskısı olmadığını belirtmekle birlikte, ürünlerindeki parabenleri bir an önce çıkarmak için sıkı bir çalışma içinde olduklarını söylüyor. Paraben tartışıla dursun, Gary Leong Parabene alternatif bir koruyucu bulunmadıkça, koruyucusuz ürünlerde üreyen mikro organizmaların da en az paraben kadar tehditkar olabileceğini ekliyor.

Parabene alternatif bir bileşen var mı ?

“Gerçek şu ki, parabenin koruyucu etkilerini dışarıda bırakarak kozmetik ürünler formüle etmek düşünüldüğü kadar kolay değil”; bu sözler Ontario merkezli Green Beaver firmasının sahibi Alain Menard’a ait. Mikrobiyolojist olan Menard ve eşi Biyokimyacı Karen Clark, Green Beaver’ı kurmadan önce uzun yıllar kimya ve ilaç sektöründe çalışmışlar.  Green Beaver’da Clark ürünleri formülize ederken, eşi de seri üretim öncesi mikrobiyolojik güvenlik testlerini yapıyor.

Menar: “Krem ve losyonlar en zor ürünler. Bir çok kez, test sırasında mikro organizma gelişimi ile karşılaştığımız için, en başa yani çizim tahtamıza geri dönmek zorunda kalıyoruz” derken, işin zorluğunu vurguluyor. Parabene alternatif olarak, Green Beaver oregano, thyme, rosemary, goldenseal root, greyfurt çekirdeği özü, lavanta yağından oluşan kombinasyonlar kullanıyor ancak sürekli doğal yollardan bu formülleri de geliştirmenin yollarını arıyor.

Menard’a göre parabenlerin bu kadar yoğun kullanılmasının sebebi etkili ve ucuz bir çözüm olması. Parabenin de kendisinden önce gelen Formaldehid maddesinin yerini aldığı düşünüldüğünde, herkes yeni alternatif koruyucular aramakla birlikte kimse eski formaldehid günlerine de dönmek istemiyor.

Neticede, son kullanıcılar kozmetik ürünlerini buzdolabında saklamaya karar verene kadar, bir çok firma parabeni kullanmaya devam edecek gibi görünüyor; tabi alternatif koruyucular için de sürekli araştırmaya ve geliştirmeye devam ediliyor. Bu sırada Darbre gibi bilim insanları da Parabenin zararlarını araştırmaya ve tezini ispata çalışmaya devam ediyor.

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde ise Parabenin kozmetik ürünlerden tamamen kaldırılacağı, aynı formaldehid gibi tarihin tozlu sayfalarında yerini alacağı öngörülüyor.